2020-21 EuroLeauge Şampiyonluğunun Hikayesi

2020-21 EuroLeauge Şampiyonluğunun Hikayesi

30 Mayıs 2021 12:00
17 görüntülenme

Olympiacos’un şampiyonluğuyla tamamlanan 2025-26 Euroleague finalini ne yazık ki çok ama çok uzaktan izlediğimiz, sıkıntılı bir sezonu geride bıraktık.

Bu finali izlerken, rüya gibi geçen 2020-21 ve 2021-22 sezonlarının, arka arkaya gelen iki şampiyonluğun aklımıza gelmemesi imkânsızdı. Hele ki bu şampiyonluklar; baskın üstünlüğümüzle geçen ve müzemizde durmasına kesin gözüyle bakılan bir kupanın eşiğinden, elimizde olmayan sebeplerle (COVID-19 salgını nedeniyle iptal edilen 2019-20 sezonunun ardından) gelmişken.

Her şeyi neredeyse eksiksiz yaptığınız ve sonuca çok yaklaştığınız bir anda, sizin dışınızdaki bir etmen yüzünden arzu ettiğiniz başarının elinizden uçup gittiğini düşünün. En hafifinden bir hayal kırıklığı yaşarsınız. Peki bu, Efes gibi büyük bir organizasyonun başına geldiğinde ne olur? Bir yıl, belki daha uzun bir zaman boyunca böyle bir hedef için yapılan yatırımların, dökülen alın terinin, verilen mücadelenin bir anda yok olması, her yapının altından kalkabileceği bir şey değildir. Ancak Efes gibi köklü kulüpler (ki birçoğu bunu başaramaz) biraz sallansa da yeniden yola koyulacak iradeyi gösterebilir.

İşte bu ruh hâliyle başlayan 2020-21 sezonuna şöyle bir bakma zamanı.

2019-20 sezonunda Euroleague’de dakikaları paylaşan James Anderson, Doğuş Balbay, R. Beaubois, B. Dunston, S. Larkin, V. Micic, A. Moerman, A. Peters, T. Pleiss, K. Simon, C. Singleton, Sertaç Şanlı ve Buğrahan Tuncer gibi isimlerden oluşan kemik kadromuz; 2020-21 sezonuna, Alec Peters’ın ayrılığı dışında neredeyse hiç bozulmadan girdi.

Ancak sezon, ne yazık ki arka arkaya gelen iki iç saha yenilgisiyle (Zenit ve Fenerbahçe) başladı. Birçok basketbol otoritesine göre bu yenilgiler; 2019-20 Euroleague’ini yalnızca dört yenilgiyle tamamlayan takımımızın, iptal edilen sezon nedeniyle odaklanma sorunu yaşadığını gösteriyordu. Yine de bu iki karşılaşmanın ardından, arada kaybettiğimiz Zalgiris maçı hariç Olympiakos, Maccabi Tel Aviv ve Panathinaikos galibiyetleriyle yeniden başa güreşme sinyalleri verdik. Bundan sonra beklenmedik mağlubiyetlerin ve onların ardından gelen farklı galibiyetlerin havada uçuştuğu, inişli çıkışlı bir sezon başladı. Örneğin Kızılyıldız gibi zorlu bir deplasmandan galip dönerken, ertesi hafta kendi sahamızda Baskonia’dan 18 sayı fark yiyebiliyorduk. Bu dengesizliklerin yanında, en ağır yenilgilerimizden biri olan CSKA maçı (100-65) ve onun ardından gelen iç sahadaki Milano mağlubiyeti, taraftar olarak yeniden endişeye kapılmamızın başlıca nedeniydi. Bu iki beklenmedik yenilginin ardından gelen Barcelona galibiyeti (86-79) yüreklere su serpse de, yılın son maçında kendi sahamızda bir başka İspanyol takıma, Real Madrid’e (65-73) yenilmekten kurtulamadık. 2020 yılımız, sonuçlardan da anlaşılacağı gibi inişli çıkışlı kapandı. Ocak ayında ise kadromuza yeni bir soluk ve enerji katması için, Brooklyn Nets’te iki sezon geçirmiş Dzanan Musa’yı kattık.

CSKA'dan rövanş!

2021’in başından Nisan’a kadar ritim bulduğumuz, bir önceki yılı domine eden takım görüntüsüne yaklaştığımız bir dönem yaşadık. Bu süreçte (8 Ocak-9 Nisan 2021) oynadığımız 17 maçın, Zenit ve Bayern Münih maçları hariç 15’ini kazandık. Bu karşılaşmalar içinde belki de bizi en çok mutlu edeni, CSKA’ya karşı 100-70 gibi farklı bir skorla aldığımız rövanş galibiyetiydi. O dönem CSKA’yı çalıştıran Itoudis’in maç sonu “Efes intikam almak için oynadı” demesinde, şaşkınlığı ve çaresizliği yüzünden okunuyordu.

Dağınık ve istikrarsız başladığımız 2020-21 normal sezonunu bu sonuçlarla (22 galibiyet, 12 mağlubiyet) üçüncü sırada bitirdik ve altıncı sıradaki Real Madrid ile eşleştik. Basketbol otoriteleri ve taraftarlar, bu serinin akıbeti konusunda net bir fikre sahip değildi. Bir kısmı turun çok rahat geçeceğini iddia ederken, bir kısmı ne kadar formda olursak olalım malum İspanyol lobisi nedeniyle istediğimiz sonuca ulaşamayacağımızdan endişe ediyordu.

Bu tartışmalar gölgesinde serinin ilk maçı 20 Nisan 2021’de Sinan Erdem Spor Salonu’nda oynandı. İlk iki periyodun başa baş geçtiği, ancak üçüncü ve dördüncü periyotlarda üstünlüğümüzü kabul ettirdiğimiz karşılaşmadan 90-63’lük farklı bir skorla ayrıldık. R. Beaubois (19 sayı), Sertaç Şanlı (16 sayı), S. Larkin (14 sayı, 5 asist), K. Simon (10 sayı, 6 asist) ve V. Micic (7 sayı, 5 asist) galibiyetin mimarı oldu.

Serinin ikinci maçı yine Sinan Erdem Spor Salonu’nda, 22 Nisan 2021’de oynandı. Özellikle Micic’in (23 sayı, 4 asist) ve Larkin’in (21 sayı, 5 asist) alev aldığı bu karşılaşmadan da ilk maça benzer bir oyunla, benzer bir skorla ayrıldık (91-68).

Seriyi 2-0’a getirince teknik ekibin ve taraftarın yüzü gülüyor, işi erkenden bitirme hesapları yapılıyordu. Ancak evdeki hesap çarşıya uymadı.

27 Nisan 2021’de İspanya’da oynanan üçüncü maçı, dengede götürsek de Micic ve Beaubois dışında oyuna ağırlığını koyabilen bir oyuncu bulamayınca az farkla kaybettik (80-76).

Serinin dördüncü maçında hem rahattık hem stresli. İkinci periyotta ezici üstünlükler elde ederken (34-17), serinin dengeye gelebileceği endişesiyle ellerin ayakların tutulduğu dördüncü periyot gibi (10-25) anları bir arada yaşadığımız bu maçı da 82-76 kaybettik.

Seri artık 2-2’ydi. İlk iki maçta yakaladığımız moral üstünlüğünü Real Madrid’e kaptırmıştık. Ergin Ataman’ın ve oyuncularımızın tecrübesine güvensek de, bu tip durumlardan defalarca çıkmış Laso ve ekibi de yabana atılır gibi değildi.

Final Four biletini belirleyen maç 4 Mayıs 2021’de Sinan Erdem Spor Salonu’nda oynandı. İlk iki periyotta endişe verici biçimde tutuk olsak da farkı hep kontrol edilebilir seviyede tuttuk. İlk yarıyı dört sayı geride tamamlamamız, bu maçın sahamızdaki ilk iki maçtan ne kadar farklı olduğunu gösteriyordu. Neyse ki beklediğimiz Efes, üçüncü periyotta işaretlerini vermeye başladı (24-16). Final periyodu ise tam bir sinir harbiydi. Kaçmaya çalışan Efes ve bırakmamakta direnen Real Madrid’in son dansı üstünlüğümüzle tamamlanınca (88-83), hem seriden sağ çıktık hem de bir önceki sezon da hak ettiğimiz Final Four biletini kaptık. Bu maçta bir parantez açmamız gereken oyuncu, C. Singleton’dı. Attığı 26 sayının yanında aldığı 8 ribaunt ve oyun tecrübesiyle, çoğunlukla görünmez kahraman olan Singleton’ın net biçimde görünür olduğu bir maça tanık olduk.

28 Mayıs 2021’de, bir sezon önce olmamız gereken yerde geç de olsa bulunmanın hem heyecanını hem gururunu yaşıyorduk.

Anadolu Efes üst üste ikince kez Final-Four'da

Normal sezonu ilk dört sırada tamamlayan CSKA, Barcelona, Anadolu Efes ve Milano; Köln’de oynanacak Final Four’da yerlerini almıştı.

Yarı finaldeki rakibimiz, normal sezonu lider kapatan ve kadrosunda Clyburn, Milutinov, Shengelia, Daniel Hackett gibi dönemin parlak isimlerini bulunduran CSKA’ydı. İlk periyodu Beaubois, Micic, Simon ve Sertaç’ın iyi oyunlarıyla, beklediğimizden rahat bir tempoda 25-15 önde kapadık. İkinci periyot, bizde Larkin ve Micic’in, CSKA’da ise Clyburn’ün etkili olduğu dengeli bir oyunla geçince, ilk çeyrekte yakaladığımız farkı koruyarak ilk yarıyı 49-37 önde bitirdik. Üçüncü çeyreği; Micic ve Simon’ın hem skor hem organizasyon olarak üst düzeye çıktığı, bu ikiliye Sertaç’ın eşlik ettiği ve farkın bir ara yirmilere yükseldiği müthiş bir tempoda oynayıp 71-55’i yakaladık. Hepimiz işin iyice kolaylaştığını düşünürken, karşımızdaki takımın normal sezon lideri olduğunu unutmuş olmalıyız ki, Lundberg’in yaktığı ateşin peşinden giden Hackett ve Clyburn’ün seri sayılarına ve oyun hâkimiyetine yenik düşmeye başladık. Fark giderek azalır ve çözüm üretemezken, Beaubois’in ortaya çıkışı bizi hayatta tuttu. Maçın bitmesine iki dakika kala fark üç ile beş arasında gidip gelirken hepimizin yüreği ağzındaydı. 55 saniye kala üst üste aldığımız iki hücum ribaundunu sayıya çeviremeyip farkın tek sayıya düşmesine engel olamadığımız, son yirmi saniyeyi CSKA’ya bıraktığımız anların ise tarifi yok. Yay gerisi şutun ribaundunu alamayıp bir şut imkânı daha verdiğimiz ama bunun da kaçmasıyla kaptığımız topta Larkin’e yapılan faulün ardından çizgiye gidişimiz, Larkin’in ikide bir isabeti, son sekiz saniyeyi yeniden rakibe verişimiz, maç boyu bizi yoran Clyburn’ün isabetsiz üçlüğü ve Larkin’in ribaundu; herhalde spor tarihindeki en uzun “bir dakikalardan” biri olarak hafızalara kazındı. 89-86 kazandığımız bu maçın ardından derin bir “oh” çekip, maçın üç değil dört periyot oynandığını da hatırladık.

Sıra finaldeydi ve rakibimiz, Milano’yu saf dışı bırakan Barcelona’ydı. Sarunas Jasikevicius yönetimindeki İspanyol ekip; Higgins, Calathes, Hanga, Mirotic, Claver ve eski günlerinde olmasa da Pau Gasol gibi kalbur üstü isimleri kadrosunda bulunduruyordu. Normal sezonu ikinci sırada bitirmesine rağmen bize iki kez yenilmesi nedeniyle, İspanyol ekibe karşı psikolojik bir üstünlüğümüz olduğu genel kanıydı.

30 Mayıs 2021’de karşılaştığımız Barcelona, ilk periyotta Brandon Davies ile öyle etkili oldu ki, Simon ve Micic’in beslediği Sertaç’ın iyi oyunu gölgede kaldı. Hiç de iyi başlamamıştık; tutuktuk ve 15-22 gerideydik. İkinci çeyrek; bir ara on sayı geri düştüğümüz ama Pleiss’in yay gerisi isabetleri ve Moerman’ın pota altı gayretiyle yedi sayı öne geçtiğimiz, sonunda ilk yarıyı 39-36 önde kapadığımız inişli çıkışlı bir on dakikaydı. En önemlisi, takımın toparlanıp yeniden kendi oyununu oynamaya başlamasıydı. Üçüncü çeyrekte net bir Micic şovu vardı. Buna Dunston’ın ve Singleton’ın Brandon Davies’i yıpratması eklenince farkı çift hanelere çekmekte zorlanmadık. Ancak sahneye Higgins ve Hanga çıkınca bu çeyreği yalnızca beş sayı önde (65-60) kapatabildik. Son çeyrek, sertliğin üst düzeye çıktığı bir tempoda oynandı. İki takımın da pota altında bloklarla ve sınırdaki temaslarla birbirine sayı şansı tanımaması, dış şutlardaki tercih hataları derken; beş dakikada Efes yalnızca 4, Barcelona ise 9 sayı bulabildi ve skor eşitlendi (69-69). Bu andan itibaren sahneye yeniden Micic ve Larkin çıktı. İkilinin hem içeriden hem dışarıdan bulduğu isabetlere Barcelona yalnızca Higgins’le karşılık vermeye çalıştı; bu çaba yetmeyince, maçı anlatan İsmail Şenol’un “GÖREV TAMAMLANDI” çığlıkları eşliğinde 86-81’lik şampiyonluk galibiyeti geldi.

Bir sezon önce olmamız gereken yere ulaşmış, görevi tamamlamıştık.

Y

Yazar

Yönetici

Site yöneticisi ve kurucu üye